Ana Sayfa | Orkestra | Albüm | Türk Müziği | Konserler | Haberler | Fotoğraflar | Bize Ulaşın
Albüm kapağını büyük görmek için
üzerine tıklayınız.







Türk Müziğine Filolojik Yaklaşım
Bestecilerimiz
Nevzat Sumer'in Notu

Bestecilerimiz...

 

Eyyubî Mehmet Çelebi: ( ? - 1650?) Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Sazendedir. Tanburî olabilir. Günümüze çoğu peşrev 11 adet saz eseri ulaşmıştır. Elinizdeki çalışmamızda yer alan devr-i revân usulündeki Arazbar Peşrev, bestecinin kullandığı usulün yürüyüşü içinde kendine has üslubu ile sergilediği anlatım göz önüne alınırsa dönemine göre modern sayılabilecek güzel bir eserdir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dimitri Kantemiroğlu: (1673 -1727) Büyük bir Türk musikisi bestekârı, Türk musikisi bilgini ve yazar. Romanya, Boğdan Prensi.

Kantemiroğlu batı dillerinden dokuz ve doğu dillerinden de üç olmak üzere 12 dili hakkıyla biliyordu. 1716 yılında Latince olarak yazdığı “Osmanlı İmparatorluğunun Büyümesi ve Çöküşünün Tarihi” isimli kitabı beş dile çevrilmiş, gerek bu eseri gerekse tarih, edebiyat, felsefe ve dinî konularda yazmış olduğu diğer eserleri Avrupa bilim çevrelerince değerli bulunmuş ve geniş ilgi görmüştür. İlber Ortaylı'nın Kantemiroğlu hakkında Milliyet Gazetesi'ne yazdığı makalesinde şu cümle bulunuyor:

“Romanya, Boğdan (Moldavya) Prensi Dimitri Cantimir sıradan bir bilgin değil Paris'te Sainte Genevieve Kütüphanesi duvarlarında ismi kazılı, insanlığın mirasını taşıyanlardan biri.”

Musiki ile ilgili olarak, Kantemiroğlu Edvârı diye anılan ve iki kısımdan oluşan eserinin birinci kısmı döneminin önemli bir Türk müziği nazariyatı kitabıdır. İkinci kısmında ise 17. ve 18. yüzyıllarda bestelenmiş olan 349 adet Türk müziği eserini kendi buluşu olan Ebced notası ile yazarak ölümsüzleştirmiştir. Bugün elimizde bestelediği 33 adedi saz eseri olmak üzere 36 eseri mevcuttur.

Çalışmamızda bulunan Pençgâh Saz Semai' sinde kullandığı usuller ve bu usuller üzerine düzenlediği seslerle renklendirdiği eserinde, vakarlı ve kararlı bir ifade kullanmıştır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Seyyid Ahmet Ağa: (1728 – 1794) Vardakosta adı ile de anılan Seyyid Ahmet Ağa 18. asrın en büyük bestekârlarındandır. III Selim tahta çıktığında padişah musahipliğine yükselmiştir.

Dinî ve din dışı saz ve söz eseri olarak yüksek değerde eserler bestelemiştir.

Çalışmamızda, bestecimizin, çok derinliği olan ve keşfedilmesi güç duygular taşıyan büyük eseri Nihavend-i Kebir Peşrev 'ini ve ilginç melodileri, modern görünümü, kısa fakat özlü anlatımı ile de Nişaburek Saz Semai 'sini bulacaksınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Emin Ağa: (1750? – 1814) Türk saz eserleri bestecisidir. Hanende ve anlaşıldığına göre çok iyi tanburîdir. III Selim ekolüne bağlıdır. Enderunda tanbur hocası olmuş ve padişahın müezzinbaşılığına kadar yükselmiştir.

Sağlam bir yapıya sahip olan eserlerinde aynı zamanda yeni bir anlayış ve ileri görüş egemendir. Kendine has üslubu ile açık bir anlatımı sergileyen özgün ve sanat değeri yüksek eserler bırakmıştır. Zamanımıza peşrev ve saz semai olarak dokuz adet eseri ulaşmıştır.

Çalışmamızda bulacağınız, yenilik ve ileri görüşlülükle bestelenmiş olduğu bilinen Acemaşiran Peşrev' i sözünü ettiğimiz nitelik ve özelliklere sahip değerli eserlerinden biridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Numan Ağa: (1750? – 1834) İstanbul doğumlu Türk bestekârıdır. Enderunda yetişmiş, orada tanbur hocası olmuş, “çavuş” payesi almış ve sonradan da padişaha musahip olmuştur.

Saz ve söz eserleri bestecisi olarak III Selim ve II Mahmut dönemlerinde büyük şöhret kazanmıştır.

Zamanımıza 12 adedi saz eseri olmak üzere 73 eseri kalmıştır. Bestenigâr ve Şevkefza makamlarında bestelenmiş en ünlü peşrevler, Numan Ağa tarafından bestelenmiş olanlarıdır.

Çalışmamızda gerçekten ününe lâyık olan, derin anlamlar ve yoğun duygular taşıyan Şevkefza Peşrev 'ini bulacaksınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

III Selim : (1761 – 1808) 30. Osmanlı padişahı. Deha sahibi Türk bestekârlarındandır. Sanatı, sanatçıları korumuş, teşvik etmiştir. Tanburî, neyzen ve hânendedir.

Gerek saz ve gerekse söz musıkisinde dini ve din dışı eserler vermiştir. Daha çok, büyük formda sözlü eserlerin bestekârıdır. Elimizde 60'ı aşkın sayıda eseri mevcuttur.

III Selim'in sanatçı kişiliği hakkında elbetteki söylenecek çok şey var Biz burada çalışmamıza aldığımız iki eserinde (Pesendide Peşrev ve Saz Semai) özellikle yenilikçiliğinin; bu yoldaki cesaret, azim ve kararlılığı yanında nezaket ve inceliğinin de açıkça okunabileceğini söylemekle yetineceğiz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemanî Ali Ağa: (1770? – 1830) Türk bestekârı. Enderunda yetişti. III Selim'in musahibi idi. Daha sonra sarayda hazine başçavuşu ve sermüezzin olarak görev yaptı.

Sinekemanı iyi derecede çalıyordu. Şarkılar ve saz eserleri bestelemiştir. 30 adet şarkısı ile yedi adet saz eseri günümüze ulaşmıştır.

Çalışmamızda yer alan Şehnaz Peşrev 'i Türk saz musikisinin şaheserlerinden biridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Zeki Mehmet Ağa: (1776 – 1864) Türk bestekârı ve tanburî. III Selim döneminde sarayda tanburî olarak ün yapmıştır. Daha önce alındığı Enderun'da, II Mahmut döneminde, önce çavuş sonra musahib-i şehriyari oldu.

Özellikle saz müziği bestekârı olan Zeki Mehmet Ağa çok titiz ve az besteleyen bir bestekârdı. Zamanımıza 14'ü saz eseri olmak üzere 21 eseri gelmiştir.

Çalışmamızdaki Ferahnak Peşrev 'i olağanüstü değere sahip eserlerinden biridir. Zencir usulü ile ölçülmüş olan bu eserde usul ve melodi uyumu son derece estetiktir. Müzikal anlatım, anlamlı müzik cümleleri ve zarif bir üslupla devam etmektedir. Bunlarla beraber eserde Ferahnak makamını esas karakteri ve tüm incelikleriyle tanıtan bir ”makam seyri” gözlenmektedir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şakir Ağa: (1779 -1840) Türk bestekârı. 12 yaşında Enderun'a girdi. Enderun'daki eğitimini büyük bir başarı ile tamamladı. III Selim döneminde hazine odası üyesi ve “çavuş” rütbesinde idi. II Mahmut tahta çıktıktan birkaç yıl sonra musahib-i şehriyari unvanını aldı. 1821 de müezzinbaşı oldu. Saraydaki bu çok yüksek görevi sekiz yıl sürdü.

Şakir Ağa iyi yetişmiş bir müzisyen, iyi bir bestekâr ve olağanüstü parlak bir hanende idi. Keman ve tanbur da çalıyordu. Ferahnak makamı, Şakir Ağa tarafından bulunmuştur. Döneminin en başarılı şarkı bestekârıdır. Ayrıca ferahnak makamında bestelediği büyük formdaki eserler musikimizin benzeri bulunmayan parçaları arasındadır. Elimizde bulunan 70 parça eserinin 66'sı şarkıdır.

Çalışmamıza, enstrümantal olarak icra ettiğimiz, aslında sözlü bir eser olan Ferahnak Yürük Semai' sini (Bir dilbere dil düştü ki …) aldık. Batının ve yenileşmenin esintilerini taşıyan bu eserde bestecinin anlatmak istediklerinin ve anlatış tarzının alışılagelmiş olandan hayli farklı olduğunu gördük. Eseri bu görüşle yorumladık ve çıkardığımız anlamları dinleyicilerimizle paylaşmak istedik.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Osman Bey: ( 1816 -1885) Türk saz eserleri bestekârı . Büyük Osman Bey diye anılır. Tanburî Zeki Mehmet Ağa'nın oğlu, Numan Ağa'nın torunudur.

II. Mahmut döneminde Enderun-ı Hümayun'a alındı. Burada eğitim gördü ve musiki de öğrendi. Tanburu kendi kendine öğrenmiştir. 10 yaşında iken hanende mülazımı olan Osman Bey ertesi yıl “çavuş” payesiyle hanendeliğe yükseldi. 30 yaşında iken babasını kaybetti ve bunun üzerine hanendeliği bırakarak ser-sazende oldu. Bu görevine Sultan Aziz döneminde de devam etti.

Peşrev bestekârlarının en büyüklerindendir. Şarkı da bestelemiştir. 16 peşrev, 11 saz semaî ve 14 şarkısı zamanımıza ulaşmıştır.

Sesleri düzenlemedeki ustalığı, yeni buluşları ve kendine özgü anlatımı ile peşrev alanında yeni bir yol açmış, repertuarımıza kazandırmış olduğu peşrevlerin hepsi sevilmiş, tutulmuş ve çoğu daha önce aynı makamda bestelenmiş peşrevlerin önüne geçmiştir.

Bestecinin aynı nitelikleri taşıyan Nişaburek Peşrev 'ini çalışmamızda bulacaksınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Salih Dede: (1818? – 1888) Türk bestekârı ve neyzen. Mızıka-yı Hümayun'a neyzen olarak girdi ve kaymakam (yarbay) rütbesine kadar yükselerek emekli oldu. Dede olmuştu fakat Mızıka'da çalışması nedeniyle şeyh olamamıştı. Ancak mevlevihanelerde neyzenbaşı olarak görev yapmıştır. Büyük neyzenlerdendir.

Özellikleri olan sanat değeri yüksek eserler bırakmıştır. Zerafetin egemen olduğu eserlerinde, dönemindeki batı esintilerine itibar etmemiş olmakla beraber, geleneksel kuralları zorlayarak yarattığı güzellikler, alçak gönüllülükle sürdürdüğü incelikli ve etkili anlatısı bestecimizin özelliğini ortaya koymaktadır.

Zamanımıza bir ayin-i şerif, 17 saz eseri ve iki şarkı olmak üzere, 20 adet eseri kalmıştır.

Bunlardan beş peşrev ve iki saz semai çalışmamızda yer almıştır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemanî Sebuh: ( ? - 1890) Ermeni asıllı Türk musikisi bestekârı. Gözleri görmez idi.

Bir süre Mızıka-yı Hümayun'da çalıştı sonra ayrıldı. Sultan Aziz kendisini sevdiği için emekli olduğunda maaşına zam yaptı ve bir de ev bağışladı.

Kemanî olarak parlak gösterişli ve coşkulu çalışı ile beğeniliyor ve tutuluyordu.

Elimizde bir saz semai, bir sirto, iki longa ve bir şarkısı bulunmaktadır.

Çalışmamızda yer alan Hicazkâr Sirto 'su sevilen ve halen dinlenilmekte olan güzel eserlerinden biridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sultan Aziz: (1830-1876) Osmanlı Padişahı. Ressam ve müzisyendi. İyi derecede Türk müziği biraz da batı müziği öğrenmişti. Çok iyi ney üflerdi. Ney hocası Yusuf Paşa idi. Piyano ve lavta da çalıyordu.

Beste de yapmıştır. Elimizde üç parçası bulunmaktadır. Bunların ikisi şarkı ve bir tanesi Hicaz Sirto 'dur.

Halen sevilerek kullanılmakta olan bu çok güzel Sirto'sunu çalışmamıza dahil ettik.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tanburî Ali Efendi: ( 1836–1902) Büyük Türk bestekârı ve tanburî. Midilli'de doğdu. Aile geleneğine uyarak çocuk yaşında hafız oldu. Çok genç yaşında İstanbul'a geldi. Medresede okudu. Sultan Aziz döneminde saraya sınavla müezzin olarak girdi. 23 yıl süren saraydaki bu görevinden ayrıldığında İzmir'e yerleşti ve hayatının sonuna kadar orada yaşadı.

Musikiyi Latif Ağa ve Kanunî Rıza Efendi gibi dönemin değerli hocalarından öğrendi. Tanbur hocası Tanburî Küçük Osman Bey'dir.

Tanburu üstün bir müzikalite ile çalan, sesi ve okuyuştaki üslubu da çok güzel olan Ali Efendi, Türk musikisinin en büyük bestekârlarından biridir. Elimizde 108 adet eseri bulunmaktadır. (dört peşrev, üç saz semaî, 30 adet büyük formda sözlü, eser 70 adet şarkı) Suzidil makamındaki eserleri en ünlüleridir. Duygu ve coşkularını özgür bir biçimde ve içtenlikle anlattığı eserlerinde derin ve ince bir hüzün de okunmaktadır.

Bu çalışmadaki Suzidil Peşrev 'i yapısındaki özellikleri ile Tanburî Ali Efendinin musiki anlayışı hakkında da fikir veren son derece anlamlı bir eseridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemençeci Vasilaki: (1845-1907) Rum asıllı büyük kemençe virtüözü. Silivri'de doğdu. Çocuk yaşta klarnet çalarak hayata atıldı. Daha sonra kemençe öğrenince klarneti bıraktı. 25 yaşlarında İstanbul'a gelerek gazinolarda çalışmaya başladı. Türk musikisi repertuarı ve saz sanatçılığının inceliklerini Lavtacı Andon ve Civan Ağa'dan öğrendi.

Eşsiz bir kemençe virtüözü olarak saraylarda ve müziksever ileri gelenler yanında büyük rağbet görmekte idi.

Bestekâr olarak fazla eser bırakmamıştır. Ancak bestelediği çok güzel aranağmeler, aranağme yapmaktaki büyük ustalığını göstermektedir. Zarif ve özgün şarkılara uygun olarak düzenlediği ve bugün fasıllarda beğeni ile çalınan birçok aranağme Vasilaki'ya aittir. Elimizde üç peşrev, bir saz semai ve bir de şarkısı vardır.

Bıraktığı saz eserlerinin en güzeli ve en ünlüsü olan Kürdilihicazkâr Peşrev 'i çalışmamıza aldık.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemençeci Nikolaki: ( ? - 1915) Rum asıllı bestekâr ve kemençe sanatçısı.

Elimizde 12'si saz eseri, diğerleri şarkı olmak üzere 21 eseri bulunmaktadır. Şehnaz ve Mahur Saz Semai en ünlü eserleridir.

Çalışmamızda bulunan Buselik Peşrev 'i yüksek sanat değeri taşıyan güzel eserlerinden biridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Lavtacı Andon: ( ? - 1925?) Rum asıllı saz sanatçısı. Köçekçeleri çalışındaki başarısı ile tanınmıştır. Piyasada çalışıyordu. Dönemin ileri gelen müzikseverlerin rağbetini kazanmış olan Kemençeci Vasilaki, sıkça davet edildiği müzik toplantılarına giderken hocası olan Andon'u vefa ve sanat borcu duygusuyla yanından ayırmamıştır.

Eserleri, üç peşrev, iki saz semai, bir mandra ve bir de şarkı olarak yedi adettir. En güzel iki eseri Hüseyni Peşrev ve Saz Semai'dir.

Çalışmamızda yer alan Hüseyni Saz Semai 'si Anadolu'muzun renk ve karakterini aksettiren güzel bir eseridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ziya Paşa: (1849-1929) Türk devlet adamı ve bestekârı. II Abdülhamit ve meşrutiyet dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmuş değerli bir devlet adamıdır. Hariciyede çok genç yaşından itibaren kademe kademe yükselerek orta elçilik, büyük elçilik ve mülki derecelerin en yükseği olan vezir (en yüksek askeri rütbeye eş) derecesine kadar yükseldi. Nazır ve Meclis-i Ayan üyesi de oldu. Ayrıca önemli devlet kuruluşlarında yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği görevlerinde bulundu.

Türk musikisini çağdaş bir eğitime kavuşturmak amacıyla bir konservatuarın açılmasına karar verilmişti. Dönemin Maarif Nazırı (Millî Eğitim Bakanı), konservatuarın kurulmasını o sırada Meclis-i Ayan üyesi bulunan Ziya Paşa'dan istedi. Ziya Paşa bu isteği kabul etti. İsim babalığını da yaptığı Darü'l-Elhan (Nağmeler Müessesesi) adındaki bu Türk musikisi konservatuarı'nın başına genel müdür olarak getirildi. Ziya Paşa buradaki hizmeti ile de Türk musikisi tarihine geçmiştir.

Büyük şarkı bestekârı Suphi Ziya Özbekkan'ın babasıdır.

Kanun ve udu iyi derecede çalıyordu. Fakat asıl sazı kanundu. Kanunu Ömer Efendi'den öğrenmiştir. Bestekârlığa 53 yaşında başlamış ve az beste yapmıştır. Bilinen 11 eserinden beş adedi saz eseridir.

Çalışmamızda ilginç melodilerle renklendirdiği ve anlatımını güzel ve temiz üslubu ile sürdürdüğü Neva Saz Semai 'si yer almıştır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Giriftzen Asım Bey: (1852-1929) Türk bestekârı. 20 yaşında teğmen rütbesi ile subay oldu. Bir süre sonra yüzbaşı rütbesi ile bölük komutanı olarak 1877-78 Türk-Rus savaşına katıldı. Savaştan sonra İstanbul'a döndüğü 1878 yılında binbaşı ve albay rütbeleri ile itfaiye kumandanlığı yaptı. Emekli olduğunda Amasya'ya yerleşti.1929 yılında kışı geçirmek üzere geldiği İstanbul'da hastalanarak vefat etti.

Daha çocuk yaşta iken Tesalya Yenişehir Mevlevihanesi'ne devam etti. Burada Şeyh Nazif Dede'den Farsça öğrendi ve mesnevi okudu. Neyzen Hasan Efendi'den ney öğrendi. İstanbul'a geldiğinde Neyzen Salim Bey'den ney ve musiki dersleri aldı. Rus savaşına giderken hocası Salim Bey, ney'in küçüğü olan girift sazını kendisine hediye etti. Bu sazı çalmakta gösterdiği olağanüstü beceri ve bestelediği eserlerle giriftzen ve bestekâr olarak büyük ün yaptı.

Giriftzen Asım Bey, İstanbul'da bulunduğu sürelerde başta Neyzen Salim Bey olmak üzere Hacı Arif Bey, Neyzen Yusuf Paşa, Rifat Bey, Zekâî Dede, Medenî Aziz Efendi, Tanburî Ali Efendi, Bolahenk Nuri Bey gibi dönemin üstadları ile arkadaşlık etmiş ve onlardan faydalanmıştır.

Elimizdeki 40 kadar eserden 10 adedi saz eseridir. Ün yapmış sözlü eserleri günümüzde de beğeniyle icra edilmektedir.

Çalışmamızda en ünlü eserlerinden biri olan Rast Peşrevi yer almış bulunuyor.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemanî Tatyos Efendi: (1858-1913) Ermeni asıllı Türk bestekârı. Doğduğu Ortaköy'de Ermeni İlkokulu'nu bitirdi. Çilingir ve sonra da savatçı (gümüş üstüne nakış işleme) çırağı oldu.

Dayısından kanun öğrendi. Sonra Kemanî Sebuh'dan keman ve Civan Ağa ile Astik Ağa'dan musiki meşk etti. Kanun çalarak çalışmaya başladığı gazinolardaki işine daha sonra saz değiştirerek kemanla devam etti. Sazında pek iyi olmadığı kanaati hakim olmakla beraber çok güzel fasıllar idare etmiş ve piyasada büyük şöhret yapmıştı.

Tatyos kuşkusuz anadan doğma büyük bir bestekârdır. Türk musikisinde azınlıklardan yetişmiş olan bestekârlar arasında en başta gelen birkaç bestekârdan biridir. İyi musiki ve çok iyi nota biliyor ve bir nağmeyi hemen ve kolaylıkla notaya alabiliyordu.

Elimizdeki 60 kadar eserinden 13 adedi saz eseridir. Birçok eseri ihmal yüzünden kaybolmuştur. Çok güzel şarkılar bestelemiştir. Saz eserleri sağlam yapılı, tutarlı, parlak ve anlamlıdır. Bunlardan birkaçı şaheserler arasında yer almış olan ölümsüz eserlerdir. Saz eserlerinin çoğu ve bazı şarkıları halen sevilerek icra edilmektedir.

Çalışmamızda, şaheser niteliğindeki Suzinak Peşrevi ve Kürdilihicazkâr Peşrev 'ini bulacaksınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tanburî Kadı Fuat Efendi: (1890-1920) Türk tanbur sanatçısı. Kadılıklarda bulunmuştur.

Tanburî Cemil Bey'in yüksek müzikalite ile çalan, virtüöziteye ulaşmış parlak bir öğrencisidir. Mesud Cemil'in de tanbur hocasıdır. Plaklarda Cemil Bey'e eşlik etmiştir.Ayrıca kendisi de plak doldurmuştur.

Elimizde üç adet sözlü eseri ve bir de sirto'su bulunmaktadır.

Tek sirtosu olan Hicazkâr Sirto çalışmamızda yer almıştır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tanburî Cemil Bey: (1871-1916) Türk müziğinin gelmiş geçmiş en büyük virtüözü ve büyük saz eseri bestekârı.

İstanbul'da doğdu. Babasını üç yaşında iken kaybetti. Bu nedenle amcasının koruması altında ilkokulu bitirdikten sonra rüştiyede okuduğu yıllarda amcasının evine yerleşti. Eve gelen hocalardan Fransızca öğrendi. Rüştiye ve idadiyi İstanbul'da bitirdi ve bir yıl da Mekteb-i Mülkiyei Şahane'ye devam etti. Hariciye Bakanlığı'nda bir göreve başladı. Çok seyrek olarak devam ettiği bu görevinden 37 yaşında iken ayrıldı. Zamanın padişahı tarafından Mızıka-yı Hümayun'a alınmak istendi ise de bu isteği kabul etmedi.

Saz çalmaya 10 yaşında başladı. İlk sazları keman ve kanun'dur. Sonra çok sevdiği tanbur sazına devam etti.Türk musikisi makamlarını ağabeyi Ahmet Bey'den Hamparsum ve batı notasını da Aleksan'dan öğrendi. Taburî Ali Efendi'den çok yararlanmış ve onun musiki anlayışının etkisinde de kalmıştır.

Daha ilk yıllarda tanburu zamanın usta tanburîlerini yakından ilgilendirecek ve üzerinde düşündürecek kadar kuvvetle çalıyordu Harika çocuk nitelikleri 12 yaşında iken görünmeye başlamıştı. Daha 18 yaşlarında iken, eşi ve benzeri görülmemiş bir saz sanatçısı olarak kendisini kabul ettirdi. İleri tekniği, kendine özgü üslubu, tavrı, üstün müzikalitesi, musikide ve ilerlemede sınır tanımayan zengin ve etkileyici anlatımı ile 20 yaşına yaklaştığında tanburda çığır açmış, kemençe, lavta, viyolonselde de virtüözlüğünü kabul ettirmişti. Bu sazlardan başka rebap, keman, viyola, klarnet ve mandolin de çalmıştır. Eline aldığı her sazı kısa zamanda çalabilmesiyle tanınmış olan Cemil Bey halk müziğine de ilgi göstermiş ve bağlama ailesini oluşturan sazları, ayrıca tar ve zurna gibi halk sazlarını da çok iyi derecede çalmıştır.

Tanbur, kemençe, yaylı tanbur, viyolonsel, ve lavta ile yaptığı 80'i aşkın taksimi, dönemin ses kayıt cihazlarına (fonograf, gramofon) alınmıştır.Gazelhanlarla karşılıklı olarak tanbur, kemençe, yaylı tanbur ve lavta ile 20 kadar saz-söz taksimi yapmış, büyük çoğunluğu saz eseri olmak üzere 40'ı aşkın eseri kemençe ve tanburla (kendisine eşlik eden bir veya iki sazende ile birlikte) plağa çalmıştır. Dönemin yaygınlaşan ses kayıt cihazları ile Cemil Bey'in ünü tüm imparatorluğa, imparatorluğun dışındaki doğu ülkelerine ve balkanlara yayılmıştır.

Tanburî Cemil Bey aynı zamanda büyük bir saz eseri bestekârıdır. Sözlü eserler de yapmıştır. Bu eserleri arasındaki güzel şarkıları halen okunmaktadır. Özellikle saz eserlerinde gösterdiği üstün beste gücüne rağmen fazla eser ortaya koymuş değildir. Böyle olmakla beraber yapmış olduğu taksimlerin her birini bir beste olarak görmek gerekir. Eserlerinde yeniliği, değişikliği ve çeşitli duyguları kendine özgü üslubu ile etkili bir biçimde sergilerken klasik Türk musikisi'nin kurallarından da ayrılmamıştır. Eserleri yurt içinde ve dışında büyük istek ve beğeni ile karşılanmış ve yayılmıştır.

Cemil Bey'in dinleyenleri saran duygulu, renkli ve büyüleyici saz eserlerinden iki peşrev, üç saz semai çalışmamızda yer almıştır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Refik Fersan : (1893-1965) Büyük Türk bestekârı ve tanbur sanatçısı.

Darülelhan'da tanbur öğretmenliği, daha sonra Mızıka-yı Hümayun İncesaz Heyeti'nde “sersazende muavinliği” yaptı.1924 de Mızıka-yı Hümayun'un ortadan kaldırılması üzerine binbaşı rütbesi ile Ankara'ya, “Riyaset-i Cumhur Mızıka Heyeti Alaturka Kısmı muallimliği ve tanburîliğine” atandı. 1927 de bu görevinden ayrılarak İstanbul'a yerleşti Aynı yıl İstanbul Radyosu'nda ilk defa yayına katıldı ve ilk plağını doldurdu. 1938 de Ankara Radyosu'na tayin edildi. 1948 de yeni bir konservatuar kurmak üzere ailesiyle birlikte gittiği Şam'da sekiz ay kaldıktan sonra Ankara'ya döndü. 1950 de İstanbul Radyosu ve İstanbul Belediye Konservatuarı'na tayin edildi. Daha sonra Konservatuar'ın İlmî Heyet ve Tasnif Heyeti başkanlıklarını ve İcra Heyeti şefliğini yaptı. 1957 yılında emekli olduktan sonra da İstanbul Radyosu'nda bilim kurullarında ve jürilerde görev aldı ve Hamparsum notası ile yazılmış repertuarı tercüme ederek batı notasına çevirmeye başladı.

Tanburî Cemil Bey'den tanbur dersi almaya başladığında 12 yaşında idi. Bu dersler yedi yıl devam etti. Ayrıca Leon Hanciyan'dan musiki meşketmişti.

Taksimleri ve saz eserlerinde sazına olan teknik ve müzikal hakimiyeti sergilediği tavır ve anlatımı ileri icra düzeyinde bir tanburi olduğu eldeki kayıtlardan anlaşılmaktadır. Sağlam musiki bilgisi, dinî ve din dışı klasik müziği hakkıyla özümsemiş olması usul ve makamlara özellikle büyük usullere olan hakimiyeti, sesleri düzenlemedeki ustalığı, yeni buluşları ve artistik yaratıcılığı ile büyük bir bestekârdır.

Refik Fersan'ın bestelemiş olduğu binden fazla parçadan bugün elimizde; 2'si mevlevî ayini, 7'si ilahî ve nefes olmak üzere 9 adet dinî eseri 7'si peşrev, 31'i saz semai, 3'ü sirto formunda 51 adet saz eseri, 1 kârçe, 1 beste, 146 şarkı, 1 türkü, 12 fantezi, 1 Atatürk Mersiye'si, 8 marş olmak üzere 170 adet söz eseri ve reklam müzikleri bulunmaktadır. 1931 yılında bir plak şirketi ile yapılan sözleşme uyarınca notaları şirkete teslim edilen ve kullanılmadıkları halde geri alınamayan 49 söz eserinden 29 adedinin makamları, tamamının da eser ismi ya da güfte başları bilinmektedir. Refik Fersan'ın bu ya da benzeri sebeblerle bazı kurumlarda ayrıca özel koleksiyonlarda daha birçok eserinin bulunduğuna kesin gözüyle bakılmakta ve bunların yapılacak araştırmalarla ortaya çıkarılması temenni edilmektedir.Çalışmamızda bestekârın sanat değeri yüksek ve birbirinden güzel 6 peşrev, 5 saz semai bir sirto 'su yer aldı.